|
Anonymous bildirdi: "Başka söylemle; Şark Meselesinin halli, Türklerin Anadolu’dan sürülmesine bağlı. “Anadolu’dan Türk mührünün silindiği” dönemde miyiz?
Çözülme, var olan sistemi içinde durdurulabilir mi? Çözülme bizzat iktidarca pompalanıyor ve kurumlar üzerinde hakimiyet tamsa, zor.
Osmanlının son döneminde gidişatın yanlışlığını işaret eden aydınların sesi, “Osmanlı eski muhteşem günlerine dönüyor” diyen yalakaların, gücü arkasına alması sebebiyle duyulmadı. Onların günahını temizlemek, İstiklal Savaşına kaldı. Milyonlarca vatan evlâdı şehit oldu.
Kürt Açılımı” batının yüz yıllık rüyası “Şark Meselesi” mekanizmasını harekete geçirecek. Şark Meselesinin O. Doğu ayağı, 1. Ve 2. Körfez saldırıları ile kısmen halledildi. Fakat “Türk Meselesi” çözülemedi. 192o’lerde sahip olduğu azmi kaybettik. Son kırk yıldır rehavet içinde, derin uykudayız. Türk kimliğini çağlara damga gibi vuran milletimiz için yeni dönem başlıyor.
Ülke çok demokrasiye geçişile birlikte, partiler arası hesaplaşmanın kurbanı olurken, dışa bağımlılık giderek arttı. 2010 yılı Türkiye’si yabancılar için açık pazar halinde. Hazat mezat her şey satışta. Ülkenin limanları, zenginlikleri küreselleşme adı altında talana açık hale getirilirken, üniversite mezununa yabancının zincir mağazasında reyon görevlisi olmak düştü. Satışa çıkarılan son varlığımız ne, bilin bakalım? Üzerinde türlü oyun oynanan..
Amerika kontrolünde başlatılan “Küreselleşme” furyasında “ulus devletlerin” ortadan kaldırılması planı devam ediyor. Kardeş sistemlerle, her elli yılda bir insanlar sömürülüp posası çıkarılıyor. Adları her ne olursa olsun. Millet ve devlet modeline karşı, kişi hak ve özgürlüklerini hiçe sayan her sistem, insanlık düşmanıdır.
Millet kavramının ırkçılık getirdiği, ulus devletlerin başka ulusların başkaldırı alanı olduğu söylemi, günümüzde, bizim gibi devletleri ortadan kaldırmayı amaçlıyor. AB ile Avrupa’daki, BOP ile O.Doğu’daki devletler, küreselleşme potasına atıldı.
Türkiye bir yandan “Avrupa Devleti” kazanına atılıp, milli manevi değerleri ve devletinden soyutlanıyor, diğer yandan tarihi mirası Osmanlı kültürü ile İslâm Dünyasına model örnek olarak, batı emperyalizmine köprü olmasına işlerlik veriliyor.
Türk Devleti “değişim” adı altında, “dönüşüme” uğratılıyor. Bu dönüşümdeki ana tehdit “laiklik elden gidiyor” yaygarasına kurban gitti. Geç de olsa bu anlaşıldı. Dört koldan zincirlenmiş Türkiye, kendisine çizilen rol modele rehin durumda. Emir komuta zincirine uyum sağlayan iktidarlar da, kolay kolay yerinden olmaz.
PKK saldırısı ile başlayan, Kürt sorununa dönüşen levye ile Türkiye Cumhuriyeti devleti yerinden oynatılıyor. Sevr ile başlayıp Lozan’a dönüşen süreçte, Sevr şartlarına dönüş zorlanıyor.
***
PKK Teröründen Kürt Sorununa
Kürt Sorunundan “Demokratik özerkliğe” mi?
“Anadolu’dan Türk Mührü Siliniyor” birkaç yıl önce yazdığım kitabın adı. Rockefeller Vakfı ve Avrupalı vakıfların “şeytanın aklına gelmeyecek” projelerle “Anadolu’nun Türk değil, aslında batı medeniyetine ait” yerleşim olduğunu, yine bu milletin çocuklarına “tarihimiz arıyoruz” adı altında tescillettiğini anlatmıştım.
Bahsi geçen vakıflara o dönem yerli uzantıları eşlik ediyordu, AKP iktidarının çıkardığı “Vakıflar yasası” ile önü açıldı. Bundan böyle yabancı vakıflar, istediği gibi at koşturabilir Türk yurdunda. Yasal mecrada neler yapabileceklerini, hayal edemiyorum doğrusu.
PKK terörü ne oldu da “Kürt Sorununa” dönüştü?
Kürt sorununda çözüm diye dayatılan şey, Kürtlere özerklikle başlayıp, bağımsızlıkla bitecek süreç mi?
Tüm soruların cevabı, Türklerin Anadolu’da kalma ve devletlerini koruma kararlılığına bağlı.
"
|