|
| ATAM DİYOR Kİ... |
 Ordular; ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri!
|
| Türkmeneli |
 |
| Kan Uykusu |
|
|  | Gençliğe Hitabe
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk İstiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk İstikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! BAŞBUĞ ATATÜRK
Bozok Yayın Grubu
| | | | |
|
|
bozok bildirdi: "Ergenekon'da tutuklanma korkusuyla MHP'den AKP'ye dönen Yiğit Bulut, Fethullah Gülen'in elini de öptü mü ?
FAZLA UÇMA YİĞİT BULUT...
Önce kayınpeder (Namık Kemal Zeybek) ABD'ye gitti hidayete(!) erdi, ardından damat (Yiğit Bulut) ABD ziyareti gerçekleştirdi, adeta şimdi bulutların üzerinde uçuyor... ABD'de bir değişim, dönüşüm madeni buldukları kesin...
Gerçi kayınpeder sürekli bir dönüşüm, değişim içinde... Onu siyaset arenasında dönerken durdurabilecek hiçbir güç mümkün değildir.
Bugünkü, yazı konumuz, damadın (Yiğit Bulut) sıcağı sıcağına olan dönüşümleri, değişimleri ile ilgili olacak...
"
|
|
|
|
|
|
|
|
| BİZİMKİLER UYUYA DURSUNLAR... |
|
Anonymous bildirdi: "BAZILARIMIZIN GÖREMEDİĞİ FELAKETLERİ BATILILAR GÖRÜYOR VE UYARIYOR Sevgili okuyucular, Zekâca felç olmuş, fikirce yozlaşmış veya çıkarı ön plana almış bazı aydınlar, basın-yayıncılar ve akademisyenler hatta bazı siyasiler, bağlı oldukları-beslendikleri güçlere hizmetkârlık ve siyasi iktidarlara yalakalık yapmaktan ülkede yaşanan felaketleri görmüyor veya görmemezlikten geliyorlar. Bu hizmetkâr ve yalaka grupları, Türkiye’nin içinde bulunduğu felaketleri; işsizliğin artmasıyla halkın çektiği ızdırapları görmedikleri gibi, müttefik saydığımız ABD’nin ve bazı AB ülkelerinin sözde Ermeni, Pontus Rum ve Asuri-Süryani soykırım yalanlarını kabul etmelerini, Kürt kökenli vatandaşlarımıza (sanki yokmuş gibi) özerklik talepleri konusunda yaptıkları baskıları da görmemezlikten gelerek, ülkemizin yegane güvence kaynağı olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne saldırmayı da akıllarınca marifet sayıyorlar. Onların göremediği felaketleri bazı batılılar görmekte ve özellikle TSK’ya karşı yapılan saldırılar nedeniyle Türkiye’nin büyük bir felakete sürüklendiğini görerek uyarılarda bulunuyorlar. Ama kimse bu uyarıları dikkate almıyor. "
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
bozok bildirdi: "Rıza Zelyut Alevi düşmanı savcılar
Orta Çağ kafalı okumuşlarla aynı zihniyetteki bürokratlar el ele vermişler; bu gün bile Alevi düşmanlığı yapıyorlar. Katlettikleri; yaktıkları, sürdükleri yetmiyormuş gibi şimdi; Alevilerle ilgilenenleri bile Ergenekoncu gösteren bir iftiracılık içine girdiler. Önce bunların basındaki seslerine bir bakın: Radikal Gazetesi Yazarı Avni Özgürel 30 Aralık 2009'da şöyle yazıyordu: 'Asker ve yargı bürokrasisine mezhepçilik mikrobunun girdiği, kimi birimlerin sınav, atama, seçim, terfi, emeklilik kararlarında bu ölçünün hakim olmaya başladığı, gözle görülür, alçak sesle de olsa ifade edilir olmuştu.' Bu adama göre; asker ve yargı giren mikroplar Aleviler idi... Sabah Gazetesi yazarlarından Emre Aköz; 23 Temmuz 2009'daki yazısında yüksek yargının AKP Hükümeti ile aykırı düşmesini Alevilik faktörüne bağlıyordu. 'Aleviler nüfusun sadece yüzde 15'ini oluşturuyorken HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üyelerinin yarısının Alevi olması doğru mudur?' diye yazıyordu.
"
|
|
|
|
|
|
|
|
| Gazilerin PKK itirafçısı Kadar Değeri Yok |
|
Anonymous bildirdi: "Hiç yorum yapmadan yayınladığım satırları, dikkatle okuyunuz.
* * *
“PKK’lı teröristlerin, roketli saldırısı sonucu 02.11.1989 da Hakkâri Çukurca”da vuruldum ve ağır yaralı olarak bir dizi ameliyata alındım. Askeri hastanenin raporlarında da belirtildiği gibi, vücudumda çıkarılması mümkün olmayan 16 adet şarapnel parçası mevcuttur. Vücudumda 16 tanesi göğüs ve akciğer çevresinde olmak üzere, 3 tanesi elimde 19 adet şarapnel parçası bulunmaktadır. O zaman, göğüs boşluğumdaki şarapnelleri “operasyon yapılırsa ölürsün” diye çıkarmak istemediler. Elimdeki şarapneller de çıkarılmadığı gibi, halen sağ el parmaklarımda hareket kısıtlılığı ve his kaybı mevcuttur."
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
bozok bildirdi: ""Üç hilal başka doğacak"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Sayın Erdoğan, sen gideceksin. O zaman Türkiye'de güneş başka doğacak, üç hilal sevgi olacak, aş olacak güzel vatanımızın her köşesine yağacaktır"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin Grup toplantısında konuştu,
"Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde PKK terör örgütünün döşediği mayının kurbanı olan Mehmetçiğimiz’e ve dün Elazığ’da meydana gelen depremde hayatını kaydeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum" şeklinde sözlerine başlayan Bahçeli, "Meydana gelen depremde yine bir gerçekle yüzleştik. Kalkınma ve gelişme iddialarının ne kadar asılsız olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Elazığ'da meydana 6 şiddetindeki depremin ağır tahribatı, milletimizin medeniyetten ne derece uzak tutulduğunun göstergesidir" dedi.
"
|
|
|
|
|
|
|
|
| Osmanlı'nın 5 Gemiyle İrlanda'da Bıraktığı İz |
|
bozok bildirdi: "Osmanlı'nın 5 Gemiyle İrlanda'da Bıraktığı İz İrlandalılar'ın Osmanlı Sultanı'na Gönderdikleri Teşekkür Mektubu İrlanda'yı kasıp kavuran kıtlık döneminde, Osmanlı Devleti'nin yaptığı nakdî ve aynî yardımın hatırasına 2006 Mayıs ayında Dublin'e yetmiş mil uzaklıktaki Drogheda şehrinde tören yapılarak, o döneme ait tarihî Belediye Binası'na şükran plâketi asıldı. Tarihî bilgi ve belgelere göre iki milyon İrlandalının göç etmesine ve ölümüne sebep olan açlık ve kıtlık felâketi sırasında Sultan Abdülmecid, İrlanda halkına 10.000 Sterlin yardımda bulunmak istediğini bildirir. Fakat kendi topraklarına dâhil bulunan bu bölgeye sadece 2.000 Sterlin vermeyi kararlaştıran İngiltere Kraliçesi Victoria, İstanbul'daki büyükelçisi vasıtasıyla, Sultan'ın teklifine karşı çıkar ve neticede Osmanlı bağışı bin sterline iner. Sultan Abdülmecid bunun üzerine İrlanda'ya tahıl yüklü beş gemi gönderir.. "
|
|
|
|
|
|
|
|
| Kemalizmin Türkçü ideoloğu ve Türkçülüğün tarihi |
|
bozok bildirdi: "Kemalizmin Türkçü ideoloğu ve Türkçülüğün tarihi
Siyasal Türkçülüğün en önemli temsilcisidir. “Demokratik Türkçülük” kavramı ona aittir. “Üç Tarz-i Siyaset” makalesi öyle bir çığır açmıştır ki, hâlâ o üç fikir akımının yani Osmanlıcılık, Türkçülük ve İslamcılığın ardından gitmektedir bu ülkenin aydınları. Antiemperyalist, devrimci, laik, halkçı, modern eğitimden ve din’de yeniden yapılanmadan yanadır. Kemalizm’in tarih felsefesine katkıları büyüktür. İlkçağ, ortaçağ, yeniçağ, yakınçağ şeklindeki bir bölümlenmeye ve vakanüvis tarihçiliğine şiddetle karşı çıkar. Bunca ipucundan sonra, Yusuf Akçura’dan söz ettiğimi anlayamayan varsa, o, ne Türkçü’dür, ne de Atatürkçü. Kemal Şenoğlu’nun, Kaynak Yayınları arasından çıkan “Yusuf Akçura Kemalizmin İdeoloğu” adlı kitabı okuyorum. Bilgilerimi güncelliyorum, hatta yeniden keşfediyorum bu büyük Türkçü’yü. "
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
bozok bildirdi: "Rıza Zelyut Ermeni sürgünü nedir?
Ermenilerin bağımsız devlet kurma mücadeleleri Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla yeniden alevlendi. Ermeniler; Doğu cephesinde Ruslarla birlikte hareket ettiler. Türk askeri birliklerini; köyleri; şehirleri bastılar. Düşman devletin kılavuzu ve ortağı gibi davranan Ermenilere karşı Osmanlı Devleti önlem almak yoluna gitti. Dönemin İçişleri Bakanı Talat Paşa, 24 Nisan 1915'te Ermenilerin yoğun olarak bulunduğu illerin valilerine bir emirname yolladı. Buna göre Ermenilerin Osmanlı topraklarındaki siyasi faaliyeti yasaklanıyordu. Başta Hınçak ve Taşnaksutyun olmak üzere; Ermeni partilerinin ve komitelerinin çalışmaları durduruluyordu. Bunların liderleri ile tehlikeli bilinen Ermeniler tutuklanıyor; mahkemeye sevk ediliyorlardı. İşte Ermeniler; bu Ermeni örgütlerinin yasaklandığı ve liderlerinin tutuklandığı günü; Ermeni soykırımı günü ilan ettiler. Halbuki sürgün kararı ; bundan bir ay kadar sonra 27 Mayıs 1915'te “Vakti seferde icraat-i hükümete karşı gelenler için cihet-i askeriyece ittihaz olunacak tedabir hakkında Kanun-ı Muvakkat” (Savaş sırasında hükümet kararlarına karşı gelenler için asker birliklerince alınacak önlemler hakkındaki geçici yasa) ile alınmıştır. "
|
|
|
|
|
|
|
|
| Elazığ depreminin ardından depremin olması muhtemel şehirler |
|
bozok bildirdi: "ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan’ın TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’nu "Elazığ depremi"konusunda uyardığı ortaya çıktı.
ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan’ın TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’nu "Elazığ depremi"konusunda uyardığı ortaya çıktı.
Gülkan'a göre istanbul haricinde depremini bekleyen başka şehirler de var: İzmir, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş, Bingöl,
'ELAZIĞ'DA DEPREM OLACAK' DEDİ
ODTÜ Deprem Araştırma Merkezi ekibi, 24 Şubat 2010’da komisyona yaptığı detaylı sunumda, herkesin İstanbul’a yoğunlaştığını ancak, Malatya, Adıyaman, Elazığ hattında da deprem beklentisinin büyük olduğunu söyledi.
Komisyon tutanaklarına göre Gülkan, şöyle dedi: "
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
bozok bildirdi: "Araştırmacı gazetecilik var.
Soruşturmacı gazetecilik var. ¡ Şimdi yeni moda çıktı: “Sokuşturmacı” gazetecilik! ¡ Geçen salı sabahı Star Haber’de Uğur Dündar yönetiminde toplantıdayız... Özel haber müdürümüz Turgut Erat, “Erzincan Başsavcısı’nın içeri tıkılmasına vesile olan gizli tanıklar telefon etti, söylemedikleri laflar tutanağa geçirilmiş, ifadeler palavraymış, Star Haber’e çıkıp anlatmak istiyorlarmış” dedi... “Sen ne cevap verdin?” dedik... Uğur Dündar’ın habercilik ve yayıncılık kriterlerini iyi bilen Turgut, “Birincisi, gizli tanık olup olmadıklarını bilemeyiz. İkincisi, gizli tanıkları deşifre etmek suçtur. Üçüncüsü, derhal savcıya gidin, basına değil, savcıya anlatın dedim” dedi... “Ağzına sağlık” dedik. ¡"
|
|
|
|
|
|
|
|
Reklam
| | | | |
|
| Üye Girişi |
| Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız. |
|